30 Nisan 2009 Perşembe

kızıma mektup



BİRTANEMİZE
minik kuşumuz evimizde herşey tamdı. tek isteğimiz vardı.çocuğumuzun olmasıydı.seni çok bekledik.sen gelmiyordun.geldiğin günü bayram ilan ettik.biz artık anne baba olmuştuk.sen yeni doğmuştun. bizse büyümüştük.küçücüktün,miniciktin,minik elli,yumuk gözlü, küçük ağızlı nasıl yedirip beslerde büyütürüm demiştim.korkmuştum.amaaaa sen bizi utandırdın büyümeye başladın önce dişin çıktı sonra emekleyip yürüdün.VEEE sonunda konuştun enne dedin tam olarak anne diyememiştin ama bizi çok sevindirmiştin.Babacığında kıskanmıştı önce Anne dediğin için. artık vazgeçilmezimiz olmuştun. şimdi ise bize başka heyecanlar sevinçler tattırıyorsun.o minik adımlarınla okula başladın.canımızzz kızımzz dünyada tadılması gereken en güzel duygu Anne ve Baba olmak , sen evizmizin neşesi nartanemzi birtanemzi Babanın deyimiyle Rumeysa sultansın rabbim seni bizden bizi senden ayırmasın seni çok seviyoruz.( Annen ve Baban )kızımın ana sınıfına başladığında yazdığım kızımın henüz okumadığı büyüyünce okuyacağı nacizene mektubumu paylaştım siz değerli dostlarımla sevgiler

ödüllendirildim


bu benim ilk ödülüm sevgili arkadaşım fatma dan geldi çok teşekkür ediyorum canım arkadaşıma bu ödülü bana layık gördüğü için bende listemdeki tüm arkadaşlarıma veriyorum bu ödülü sevgiler

25 Nisan 2009 Cumartesi

uyhhh dıkandım haa


sabah erken kalktım metroda ablişkoyla buluştuk edirnekapıda buluşacaktık ablam çocuklarla zorlanırsın kulelide buluşalım hilal yardımcı olur sana dedi bu durumda bende sevindim tabi çocuklar biraz rahatsızdı zaten neyse buluştuk ordan edirnekapıya ordan aktarm yapıp söğütlüçeşmeye ordanda kayışdağına gittşik rahattı kızım kusmasaydı bide böğğğğ neyse vardık yolda çok güldük eğlendik eee ablam ben biaraya gelince kahkahalar havada uçuşur yeğenim ameliyat olmuştu apandisit patlamsından yavrum belki 5 kilo vermiş halaa yatıyor 1 hafta olmasına rağmen zorlanıyor wc kalkıp yürürken ee nede olsa ölümden yavrucağım ablam çok sevindi havvanurla beni görünce çocuklarda çok mutluydu yeğenimde nişanlıysa gelecekti damat bey ben sıkılırım demiş gelmediler zaten çok hoşlanmadığım damat beye bikez daha gıcık oldum napimmm yeğenimi paylaşmak istemiyorum onunla heheytt kıskancımda acık akşam 5.30 gibi kalktık çocuklarala deniz yolculuğu yapalım dedi dönüşte vapurla geldik ben denizi olmayan şehirde yaşayamam beyahhh deniz kokusu bol bol çektim içime yosun kokusu ohhhhhh sefam olsunnn çok soğuktu biraz da dalgalıydı esiyordunm yüzümüze bile sıçradı yer yer havvanurda içerde oturdu eeee bebeli hatun benimkide küçük ama babaylaydı uyuduğu için çocuklaştım resmen denizi görünce hilalle aynı yaştaydım resmen hilal diyorki teyze yüzümüze sıçrıyor hem çokta soğuk ben diyorumki sabah yüzümü yıkamamıştım aceleden boşver yıkandı işte hilal gülüyor ben gülüyorum ayy süperdi valla bu arada ben diyet yapıyordum 3 haftada 3 kilo vermiştim bugün 5 kilo aldım kanımca ablamda yedim etleri börekleri kurabiyeleri ben obur bide balık ekmek yedim böğğğğğ aman napim 3 gün yemem artık sonunda geldik metroya havvanurla ayrıldık ablişko evine gitti bizde evimize geldik stres attım yahu ablamla konuştuk yapıcaz bundan sonra böle gezmeler ne öyle ya çocuk büyütüyoruz diye tıkıldık eve bakalım bitaki haftada papatyaya gidecez galiba bişi olmazsa ablam yatın dedi ama biz ço,cuklaral rahat edemeyiz dedik ablmaın ev soğuk biraz ist da esiyor soğuk yaza dedik yaa gidip kalıcaz bikaç gün kocasına çok aşık havvanur gelirse bazen gideriz onunla 3 4 gün kalaım der gidince ertesi gün gelmek ister kendileri bende hep mecburiyetten gelirim ablmalardan burda yanlızım ya ablamlarada çok düşkünüm ayrımak istemem neyse bugünlük yeter hee bu arada blogumu kapatıcağımı söylemiştim çünkü eşim neti kapatıtırıcaktı bu aralar bişey demiyo kapatmıycakmı ne hadi bakalım hayırlısı çocukları yıkayop yatıram byyyyy

23 Nisan 2009 Perşembe

annemi özledim





























Hüzünlü Gurbet

Beynim tıpkı bir sorular harmanı,
Hislerim ölgün, cevaplarım sisli;
Gezer dururum yorgun ve avâre…
Sarmış bir buğulu hüzün dört bir yanı,
Kalbim annemin kalbi gibi hisli;
Her hâlim garipliğime emâre…
Kulaklarımda hep bir gurbet şiiri,
Her nağmemde bir poyraz serinliği…
Düşüncem “veda” diyor bu yerlere.
Ülkemden ayrıldığım günden beri,
Gömdüm sîneme sevinci, neş’eyi;
Hasretim şimdi o mavi günlere…
Gurbet yağıyor ufkuma muttasıl,
Bu semâda hiçbir şimşek çakmıyor;
Aysbergler gibi sopsoğuk sokaklar…
İnsan, eşya ve varlık fasıl fasıl,
Irmaklar bize doğru akmıyor…
İhtilâç içinde kalabalıklar.
Bu yerde kalbe ilhamlar inmiyor,
Kapalı kapıları gökler-yerler…
Ve madde katılığında her biri…
Burda rûha güzellikler sinmiyor,
Tüter gözümde o bizim bahçeler;
Nerde o yemyeşil bahar günleri?.
Doğ ey ışık doğ gönlümün içinden!
Tasayla dolaştığım bu ellerde;
Bana rûhumun sırlarını duyur.!
Bir ses sun o eski bestelerinden,
Şu hüzünlü şafakta perde perde…
Açlıkla kıvranan rûhumu doyur..

Sözler: M. Fethullah Gülen
Yorum: Ahmet Özhan


anacığımı özledimmm

21 Nisan 2009 Salı

umre yolcusu kalmasın


sevgili günlük annem ve babam umreye gidiyor yarın sabah 06.30 da hüzünlüyüz sevinçliyiz karma karışık duygular içindeyiz havvanurda vardı azönce geldik eve onlarda evlerine gitti kızım çok ağladı gelince bende öle yazamıyorum daha fazla.


Umre, hac zamanı olan beş günden başka, senenin her günü, ihram ile yapılan, tavaf ve sa’y yapmak ve saç kazımak veya kesmektir. Umrenin farzı ikidir. İhram ve tavaf. İhram umrenin şartı, tavaf ise rüknüdür. Sa’y ve tıraş olmak ise vaciptir.

Umre, ömürde bir defa, Hanefi ve Maliki’de sünnet, Şafii ve Hanbeli’de farzdır.

İhrama girme yerleri:
Mekke’ye mikât sınırları dışındaki yerlerden gelenler yolları üzerindeki mikâtlardan birinde ihrama girerler. Mekke’de bulunulduğu esnada umre yapmak istenirse, Mekkeliler gibi, Harem Bölgesi dışına çıkılarak ihrama girilir.

Umre nasıl yapılır
1- Mikât sınırlarının birinde ihrama girilir ve niyet edilir.

2- Telbiye, tekbir, tehlil salevat-ı şerife okunarak Harem-i şerife girilir. Niyet edilip umre tavafı yapılır.
Tavaf esnasında iztibâ ve ilk üç şavtta remel de yapılır.

3- Tavaf namazından sonra Mes’aya gidilerek umrenin sa’yi yapılır.

4- Tıraş olunup ihramdan çıkılır. Böylece umre tamamlanmış olur.
Umrede Arafat, Minâ, Müzdelife’deki menâsik, kudum ve veda tavafı yoktur.

16 Nisan 2009 Perşembe

sanat gibisi yok


sevgili günlük dün misafirlerim vardı arkadaşlarım semra kardeşi selin ilknur çok güzel bi gündü dertleştik güldük eğlendik vs.akşama eşim tiyatroya gideceğimizi söyledi ben hayır dedim sen rumeysayla git dedim.eşimde hayır değişiklik olur birlikte gidelim dedi neyse arkadaşım bahtıgül eşi murat bey çocuklarımız hep beraber gittik oyunun adı gurbetti ağladım birara hatta çok güzeldi oyunun bitiminde izleyiciler olarak ayakta alkıışladık kızımı tiyatro kursuna vericem kendim istemiş fakat gönderilmemiştim süper ya daha öncelerde oğlumdan önce gidiyorduk yaklaşık iki yıldır gitmemişim unutmuşum sahnede olmak daha güzeldir tabi kızıma artık bu hevesim küçük hanımın hayalleri arasında gitar çalmak olsada deniycez inş sevgiyle kalın

11 Nisan 2009 Cumartesi

kendimi mimliyorum.


ablamın isteği üzere giderayak kendimi mimliyorum ben fatoş 1982 yılının haziran ayında doğmuşum anneme göre ramazana birgün kala ne güzel anlatıyor ne bileyim hangi gün değilmi kimlikte 1983 lüyümde 18 inde evlenen iki çocuk annesi bu kadın doğumgününü yıllar sonra İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜNÜN ramazanı sorar öyle öğrenir doğum gününü gelelim huyuma suyuma geveze ama boş konuşmayan güleryüzlü ikizlerin karakterlerini taşıyorum bazen dakkam dakkamı tutmaz ama genel anlamda neşeli hayatıma bi insanı alacaksam buna zor karar veririm çabuk beğenmem ama hayatıma aldığım bi insanıda kolay kolay terketmem gezmeyi eğlenmeyi severim genelde arkadaş seçerken benden üstün olmalı yada benim ayarımda olmalı diye düşünürüm ondan bişeyler almalıyım diye mükemmeliyetçiliğim vardır herşey düzenli olmalıdır kuralcıyımdır.titizik hastsıyımdır tedavi olmayı düşünüyorum bazen kırılganımdır kırılırım ama çabukta unuturum kin tutmam kendimi çocuk görürüm bazen bu çocuklar kimin derim kendime ama çabuk toparalrım heeee yemeği fazla kaçırınca hoplarım eritmek için biraz takıntılıyımmı ne ben buyun işte.

misafirlerim geldiiiiiiii


ewt günlük misafirlerim geldi sevgili papatya ve havvanur çok güzel bigündü çocuklarda umduğumuzdan iyi durdular çaylar yudumlandı mamnlar yendi patatesli börek poğaça hindistancevizlikurabiye sakızlı muhallebili etimek tatlısı kısır yedik ablamı zaten tanıyorum dimi papatyada sessiz benim gibi hanım hanımcık biri bana öyle geldi çok gürültülü konuşanları sevmem zaten beğendim arkadaşımı en kısa zamanda bende gideceğim bu arada bişey daha paylaşıyorum sizlerele blogumu kapatıyorum.çok yazmasamda bu alemde çok arkdaş bulamasamda çok yorumum gelmesede sevmiştim ben blog işini bazı nedenlerden dolayı kapatmam gerekiyor bikaç gün içersinde hee bu arada günümüzü resimlemedim makinemin şarjı yoktu bide kapatacağım için resimlemedim şimdilik benden bu kadar vesselam

BİKAÇ SAAT KALDI

EWT BEKLİYORUM ARKADAŞIMI BİDE ABLAMI TABİ HAZIRLIKLAR TAM GAZ DEVAM EDİYOR MAMALAR HAZIR ÇOCUKLARIDA GİYDİRDİM EVDEDE BİRİKİ RÜTUŞTAN SONRA BİTMİŞTİR BU İŞ YORULDUM BEYAHHH UYH DIKANDIM HAAA

10 Nisan 2009 Cuma

1.blogger buluşması

ewt sevgili günlük çok uzatmıycam direkt konuya giriyorum http://siyahincilerim.blogspot.com/ arkadşımız bana geliyor tabiki havvanurda bakalım günümüz nasıll geçecek bence süper olacak byyyy

7 Nisan 2009 Salı

dost dediğin


๔๏รt ๔є๔เğเภ

Her şeyin maddiyata ve karşılıklı çıkar ilişkisine dönüştüğü bu zaman arkadaşlıklarına ithaf olunur….
>
>Zamanın birinde çok iyi iki arkadaş varmış. bu gençlerden biri çok
>
>>zeki, diğeride biraz saf kalpli(ama aptal değil).. bu iki gencin gerçektende çok sağlam arkadaşlıkları varmış..
>
>>günün birinde zeki olarak nitelendirdiğimiz arkadaş çok büyük dara düşüyo hemen arkadaşına koşuyo durumu anlatıyo ve bi miktar borç para istiyo saf kalpli arkadaşı ona gereğinin 2 misli para veriyo ve bunu borç olarak vermediğini geri almıycağını
söyluyo..
>
>>daha sonra tabi düşme-kalkma dünyası saf kalpli çocuk dara düşüyo arkadaşına koşuyo durumu anlatıyo ve "ben senden para istemiycem çalışmalarımı yapmak için senin yanında ufak bi büro versende bana yeter" diyo ama arkadaşı kabul
>etmiyo..
>
>>saf kalpli arkadaş herşeyini kaybediyo sadece kendine ait bir evi kalıyo orda kuru ekmeğe talim bi şekilde hayatını devam ettiriyor. yine birgün kuru ekmek yerken yaşlı bi amca evine geliyo ve karnının aç olduğunu söyluyo saf kalpli genç ekmeğini onunla paylaşıyo daha sonra yaşlı amca ordan ayrılıyo. bir müddet sonra öğreniyoki o gelen yaşlı amca aslında çok zengin bi adammış vefat etmiş ve vasiyetinde mirasının tamamını bu gence verilmesini istemiş..bu mirasla işlerini yoluna koyuyo eskisinden daha iyi bi konuma geliyo ve zeki arkadaşının
evinin tam karşısına muhteşem bir villa yaptırıyo orda yaşamaya başlıyo..
>
>>saf kalpli arkadaşı bi kıza tutuluyo, nişanlanıyo ve yavaş yavaş evlilik hazırlıklarına başlarken eski arkadaşı çıkıyo karşısına nişanlandığı kızı onun sevdiğini
>söyluyo yani resmen nişanlısını
>>ondan istiyo. saf kalpli arkadaşıda hala daha arkadaşını çok seviyo ve arkadaşı istedi diye kabul ediyo nişanlısından ayrılıyo. belli bi süre sonra bir kadın saf kalpli çocuğun evine geliyo işe ihtiyacı olduğunu ve evinde çalışmasını istediğini söyluyo. saf kalpli gençte "olur yenge hiç olmazsa sıcak çorba görmüş olurum" diyo ve kadın gencin evinde yaşamaya başlıyo.. daha sonra kadın gence;"artık senin evlilik yaşın geldi benim tanıdığım helal süt emmiş kızlar var evlendirelim seni" diyo. gençte kabul ediyo ve bi kızla
nişanlanıyo evlilik hazırlıklarına başlıyo herşeye rağmen eski arkadaşını da düğüne davet ediyo..
>>
>>düğün günü..
>>
>>tüm konuklar geliyo saf kalpli arkadaşda kürsüye çıkıyo ve başlıyo anlatmaya; "zamanında çok iyi bi arkadaşım vardı
>bigün dara düştü
>>benden borç istedi bende istediği paranın iki mislini verdim. daha sonra ben dara düştüğümde bana bir büro dahi vermedi. bi kızı sevdim nişanlandım ama o bana nişanlandığım kızı çok sevdiğini ve ayrılmamı istedi bende ayrıldım nişanlımı ona verdim bunları neden söylediğimi bilmiyorum sadece içimden anlatmak geldi ve anlattım." apar topar zeki olarak
>>nitelendirdiğimiz arkadaşı kürsüye çıkıyo ve başlıyo konuşmaya;
>
>>"arkadaşımın bahsettiği kişi benim söylediklerinde zerre kadar yanlış yoktur. iflasın eşiğine
geldiğimde istediğim yardımın iki katını verdi, bigün benim yanıma geldi benden büro istedi bende onu bu durumda görmeye dayanamayacağım için ona büro vermedim. evinde bir kuru ekmeğe mahkum olduğunu duydum ona babamı gönderdim bütün mal varlığını ona bıraktı. daha
>sonra öğrendimki arkadaşım bi hayat
>>kadınına tutulmuş nişanlanmış bende hayat kadınını ondan ayırmak için istedim o da verdi. sonra yalnız yaşadığını öğrendim annemi ona yemek yapması için gönderdim. şimdide kardeşimi veriyorum.."
*alıntı*




--------------------------------------------------------------------------------

formmm ye formmdaaa kal


evet günlük diyetteyim zayıflıycam inş 1 hafta olmadı henüz ama 1 kilo verdim bile zorlanmıyorum çok şükür hedefim 8 kilo vreirsem zaten tığ gibi olucam abartılı kilom yok ama bel fıtığım var kilo vermem gerekiyor zayıflama çayı içiyorum bide ne işe yarıyor çokta bilmyorum fakat içiyorum diyet eşliğinde tabi şimdilik bu kadar yazıyorum hoşçakalın.

5 Nisan 2009 Pazar

uçurumun kenarındaki çiçek




Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…

Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.

İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım.Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı,evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!

Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
Demek ki insanların söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?'

Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.

Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı:

'Sevgilim' diye başlıyordu,'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'

'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'

'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'

'ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'

'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.'

'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilme merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'

'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.'

Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.

' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.

Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

Bu gerçek aşktı.
İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

- alıntıdır -

4 Nisan 2009 Cumartesi

elmalı tarçınlı kek


3yumurta
1.5 su bardağı şeker
1 su bardağı süt
1 su bardağından biraz az sıvıyağ
1 elma
1 kabartma tozu
1 vanilya
1 çay kaşığı tarçın
aldığı kadar un
yapılışı:öncE yumurtayla şeker çırpılır diğer sıvılarda ilave edilir.sonra un kabartma tozu vanilya ilAve edilir istenilen kıvama gelindiğinde soyulmuş küp küp doğranmış bir elma ve tarçın ilave edilip 200 derecede pişirilir. elma ve tarçın sevenlere enfes tat.(AFİYET OLSUN)

3 Nisan 2009 Cuma

yöresel soğanlı sarma


yarım kilo yaprak
2 su bardağı pirinç
yarım çay bardağı bulgur
3 adet soğan
500 gram kemikli et
bir kaşık domates salçası
bir yemek kaşığı biber salçası
tuz
karabiber
nane
yapılışı:bir soğan doğranıp pembeleşinceye kadar pişirilir salçalarda ilave edilir üzerine pirinç ve bulgur ilave edilir bahartlar ve tuz da ilave edilerek kısık ateşte kavrulur kavrulan harç dinlenmeye bırakılır.soğuyan harçla sarmalar sarılır tencerenin dibine kemikli et konur üzerine sarılan sarmalar eklenir üzerine çıkacak kadar su konulup pişirmeye bırakılır pişen sarmalara ayrı bi tavada 2 adet soğan pembeleşinceye kadar kavrulur biber salçası ve domates salçası ilave edilir 1 su bardağıda kaynar su ilave edilir 2 dakika kaynatıp sarmaların üzerine dökülür yarı pişen sarmalar bu soslada 15 dakika kadar pişirilir afiyet olsun (yöresel bi tat denemeniz tavsiye edilir karadeniz mutfağındanndır)