5 Nisan 2009 Pazar

uçurumun kenarındaki çiçek




Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…

Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.

İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım.Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı,evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!

Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
Demek ki insanların söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?'

Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.

Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı:

'Sevgilim' diye başlıyordu,'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'

'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'

'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'

'ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'

'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.'

'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilme merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'

'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.'

Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.

' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.

Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

Bu gerçek aşktı.
İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

- alıntıdır -

18 yorum:

  1. çok güzel .............

    YanıtlaSil
  2. canım blogum senin listende güncel degil ne oldu anlamadım ama artık kayıtlarım görünmüyo 2 hafta öncede donmuş kalmış yapmaya çalışıyorum ama..bilgin varsa yazarmısın bana

    YanıtlaSil
  3. Herşeyin şekil değiştirmesi bitmiş olması demek değilmiş demekki duygular daha huzurlu bir şekle bürünüyor kıymet bilme ve bilinebilmek duasıyla

    YanıtlaSil
  4. SA.Aman ne iyi sonunda anlamış insan işte sakin hayat rahatsız oluyor da şükretmeyi bilmiyor..sevgi olmasa bir arada yaşanırmı?illa göz yaşı,illa karamsarlık sevgiler..A.E.O

    YanıtlaSil
  5. lemancım blog iki hafta önce yazıyor ama tıkladığımda bugünün tarihi var kolyeler sorun benlemi ilgili acaba .sevgiler canım

    YanıtlaSil
  6. blogger arkadaşlarım:şirvan,selda,ayfersultan,hepnize teşekkürler yorumlarınız için dinlediğimde çok hoşuma gitmişti sizlerlede paylaşmak istedim .herkese sevgiler selam ve dua ile inş

    YanıtlaSil
  7. farkedemediğimiz,sıradanmış gibi gelen işler aslında nekadar sevgi ile yapılan işler.
    teşekkürler canikom paylaşımın için çok güzeldi

    YanıtlaSil
  8. ceydacım seni aramızda görmek çok güzel canımcım

    YanıtlaSil
  9. Merhaba.

    Yazıyı Çok Beğendim Ve Kendi Blogumda (Bu Tarz Estetik Anlatılar Üzerine Olan) Sizin Adresinizden Alıntı Olduğunu Belirterek Paylaştım.

    Umarım Sorun Değildir.

    İyi Günler.

    YanıtlaSil
  10. Merhaba
    elrond elensar sorun değil bendede alıntı zaten belirtmiştim

    YanıtlaSil
  11. Çok güzel bu hikayeyi geçen gün haberlerin ardından dinlemiştim,çok etkileyici.Gerçi hepimizin hayatından kesitler var değilmi?

    YanıtlaSil
  12. okudum okudum sonuna gelirken bunu sen yaptıysan ve eşin bunu yazdıysa şapka çıkartıyorum sana dedim ama bi baktım sonundA alıntı yazıyor çok güzel bir yazı ama çok etkiyeyicİ

    YanıtlaSil
  13. tülin ablacım bende aynı haberlerin ardında izledim çok etkilendim .

    YanıtlaSil
  14. benim hayatıma benzettim papatyacım ondan yazdım

    YanıtlaSil
  15. nerden ve nereden alındıysa harika bir yazı içim titredi okurken:((

    YanıtlaSil
  16. evt bende senın yasadıgını sandım ve alıntı yazısını gordum:)
    cok hos bı yazı

    YanıtlaSil
  17. akşam eşim işten gelince ona sordum 'sen ölmek patasına böyle bir şey yaparmısın yapamam dersen açıklaman ne olur 'anacığım benim kocada şiir bile okuyamaz salladı bişiler yok olmadı vaz geçtim sonra odun herzaman odundur (sözüm meclisten dışarı ( ^ __ ^)

    YanıtlaSil